mithat samsama facebook hesabı mithat samsama twitter hesabı mithat samsama instagram hesabı mithat samsama pinterest hesabı mithat samsama linkedin hesabı
Anasayfa » İnovasyon » Yenilik İçin Sorumluluk Almak

Bir şeyin inovasyon olabilmesi için hem yeni olması hem de ekonomik bir katma değere sahip olması gerekir. Inovasyon, “şirkete kazanç sağlayan bir yeniliktir. Inovasyon, rutin işlere farklı bir açıyla yaklaşan, yenilikçilik anlayışını sürekli kılmayı başaran ve çalışanların tamamını işin içine katan bir “iş yapma” biçimidir.

Şirketlerde yenilik, çoğunlukla Ar-Ge, pazarlama ve üretim departmanlarında çalışanların sorumluluğunda olan bir iş olarak algılanır. Hâlbuki yenilik sadece birkaç bölüm ya da kişiye bırakılabilecek bir iş değildir. Bir şirketin yenilikçi olması, o şirkette çalışan herkesin problem çözme ve yaratıcılık konusundaki yeteneklerine ve sorumluluğuna bağlıdır. Çalışanların sorumluluğu olmadan sürdürülebilir yeniliklerin kârlı bir işe dönüştüğü inovasyonlar gerçekleşemez.

Evet, çalışanların sorumluluk sahibi olması şarttır. Çünkü sorumluluklarımızı ötekine yüklemek, en genel anlamıyla değişmeyen direncin ifadesidir. Başımıza gelenlerin sorumluluğunu başkalarına yüklediğimizde, satır arasında farkında olmaksızın şunu söylemiş oluruz: “Başımıza gelenlerin sorumluluğu bana değil, bir başkasına ait; o halde içinde bulunduğum durumdan kurtulmam için bir şeyler yapmanın bir faydası yok.”

Değişim sürecini başlatmış kurumlarda, her kademedeki çalışan, işiyle ilgili sorumluluk alması gerekir; bu durum onu, öğrenmeye ve yeniliklere açık hale getirir. Çalışanların sorumluluk almaları, kurum içinde biz bilincini arttırır ve toplam kalite yöntemini uygulamasını kolaylaştırır.

Çalışanları yöneten kişiler yenilikçi ve inovatif değillerse, o şirketteki çalışanlar yenilikçi olamaz. Yenilikçilik, her şeyden önce yöneticinin çalışanların önünü açacağı bir zihniyet meselesidir. Yöneticinin yeniliklere açık olması, bu yolda cesaret göstermesi, yaratıcılığı en üst düzeyde destekleyen bir ortam oluşturması, başarıyı ödüllendiren, başarısızlığı bir öğrenme aracı olarak gören bir kurum kültürü yaratması yenilikçilik sürecini tetikler.      

Yenilikçiliğin en başta bir iş yapma anlayışı olarak herkesin sorumluluğu, rutin iş yapma kültürünün parçası olması gerekir. Başka bir deyişle inovasyonun “olsa da olur olmasa da olur” ekstra bir katkı gibi algılanmaktan çıkartılıp kurumun “olmazsa olmaz” olarak ele alınması gerekir.

Birçok yenilik şans eseri ortaya çıkabilir. Ama bunların bir inovasyona dönüşmesi ancak tüm çalışanların inovatif olmayı bir tavır ve davranış olarak benimsemesiyle mümkün olur.  Aksi takdirde son derece yaratıcı fikirler, sıra dışı ürünler heba olur. Hatta yenilik yapmak için heyecanlanan çalışanlar bile, eğer şirkette sistemleşmiş bir anlayış ve herkesçe kabul edilmiş bir inovasyon tarifi yoksa basari ve değer üretmek mümkün olmaz.

Yenilik, parayla değil; sahip olduğunuz insanların tutum ve davranışları, şirketi nasıl yönettiğiniz ve bu felsefeyi ne kadar içselleştirdiğinizle ilgili bir iştir. Basta çalışanlarımızın ve müşterilerimizin ama ayni zamanda tedarikçilerimizin de önemli yenilikçi ortaklarımız ve kaynaklarımız arasında olduğunu idrak ettiğimiz sürece bir şirketi inovatif bir şirkete dönüştürebiliriz.

Öğrenen ve yenilikçi bir şirket olabilmek için ancak bütün paydaşların katkı ve katılımlarıyla gerçekleştirilebilecek bir iştir. Inovatif olabilmek için yeni ve yaratıcı fikirleri çalışanların sahiplenmesi, gereklerini yerine getirmesi gerekir. Bunun için de kontrole dayalı değil; sorumluluk üzerine kurulu, tüm değer ortaklarını işin içine katan bir yapı kurmak gerekir.  Herkesin geleceği düşünebildiği, herkesin müşterileri memnun ettiği, sorumluluk yüklendiği ve sonuç alabildiği, herkesin işi kendi işi gibi sahiplendiği bir organizasyon yaratmak gerekir.

Yenilikçilik özünde bir değişim yönetimidir. Hangi işe yenilikçi gözlerle bakarsanız o işte mutlaka değiştirilmesi gereken bir şeyler bulursunuz. Aslında değişimin herkesi ürküten bir yani da vardır. Her değişim, çalışanların konfor alanlarını, alışkanlıklarını zorlar.

Yeni fikirleri; ürün, metot veya hizmet gibi değer yaratan çıktılara dönüştürme sürecini şirketin kültürü, rutin hayatinin doğal bir parçası haline getirebilmenin tek yolunun şirket içindeki “direniş kalelerini” yıkmak, sorumlulukları dağıtmak, binlerce fikrin, yepyeni iş yapış biçimlerinin, değişik üslupların ortaya çıkması ve yeşermesini sağlayacak bir iklim yaratmak önceliğimiz olmalıdır.

Şirketlerin yenilikçi bir yapıya kavuşmaları için, çalışanların görevlerine bakış açısını değiştirmekle mümkündür. Değişimin herkes tarafından benimsenmesi için önem derecesi, büyüklüğü ne olursa olsun, istisnasız her “görevin” yaratıcı ve değer üreten bir “proje” olarak ele alınması gerekir. Çalışanların işlerini bu anlayışla sahiplendikleri bir ortamda rutin işler, canlı projelere dönüşür ve yaratıcı, yenilikçi fikirlerin dogmasının yolu açılır.

 

Bir kurumda inovasyonun hayata geçmesi ve sürdürülebilir olması için, istisnasız her çalışanın inovasyon anlayışını "kurumsal sorumluluk" olarak sahipleneceği bir ortam yaratmak gerekir. Böyle bir ortamı yaratmak elbette hepimizin sorumluluğundadır. 



YORUMLAR

Yorum Yaz

PROFİLİM

1977 yılında Adıyaman’ın Gerger ilçesinde dünyaya geldi. Kalabalık bir ailede büyüdü. 
Devamı ...

TWEETS

KİTAP YORUM

GÜÇLÜ MARKALAR

Devamını Gör
KÜRESEL MARKA

Devamını Gör
DİVAN-I HİKMET

Devamını Gör
GÖRÜNMEYENİ DÜŞÜNMEK

Devamını Gör
YÖNETİM KURULU ÜYELERİ İÇİN

Devamını Gör

E-Bulten

Yukarı